Cuma, Temmuz 10, 2009

Ankara Ankara Guzel Ankara...

Boyle baslayan bir Ankara marsimiz mi vardi di mi? Konumuz o degil :)

Gecen Persembe'den beri tatildeyim = Evdeyim. Ilk iki gun zaten donusumde bitirmis olmam gereken bir programi kodlamakla gecti. Gerisinde de Lara ile oynarken zaman yavas ve guzel geciyor; sonrasinda birden hizla akip gidiyor. Netekim, Cuma oglen olmus. Ama konumuz bu da degil :)

Ben gunluk teknoloji haberlerimi Digg.com'dan alirdim. Artik pek oyle taze firindan cikmis haber bulmak zor. En hizli haber alma yontemi Twitter; ama onda da trendleri takip et; dogru adamlari bul takip et* vs derken, soyle sabah bir cay icip haberlere bakayim dediginizde gormek isteyeceginiz teknoloji haberlerini gormek mumkun olmayabiliyor. O yuzden oncelikle Techmeme, Mashable, Google Technoloji Haberleri , Hacker News vs gibi yerlere bakiyorum. Bildiniz, konumuz bu da degil ama yaklastik...

Microsoft Live Search'u degistirdi "Bing" cikti ortaya. Simdi Google Search'in uzerine gul koklamak gibi olmasin ama arada bir Google'da aradigim seyi bulamayinca; bir de Bing'de deneyeyim dedigim oluyor; eminim Bing'i denedikten sonra ayni sekilde dusunen bir suru insan vardir ki bu da Microsoft'un basarisidir. Arama motoru konusundaki en buyuk atilimlarini yaptilar. Ama iste sanssizlik; gecen hafta sonu Seattle'da bir yangin cikti ve Bing'in "Gezi" bolumu ile ilgili bilgileri tutan sunuculari devre disi kaldi.

Techmeme.com'da cikan habere gore Google'in arama motorlari'da bunu bulmus ve indexlemis; Bing diye aratinca cikan ikinci link'de "Su an ulasilamiyor" yaziyor. Gel gor ki sorun hemen ertesi gun cozuldu; ustunden 5 gun gecti. Google'un sanina yakisir bir durum degil ortadaki. Cunku normalde Google saatte bir guncelliyor Bing'den daha da az erisilen siteleri...

Twitter'da hem bir Bing hesabi hem de Google Search hesabi varmis meger. Microsoft'cular Google'culara laf atmislar ordan; "kardisim su indeksinizi arada bir guncelleyin" deyu...

Onlarin kavgasi beni ilgilendirmiyor. Asil ilgilendiren, ha evet konumus buydu, Twitter'da az once cikan bir nota gore Google cok guzel bir ozellik katmis arama motoruna. Bir sehir adi yaziyorsunuz, o sehri gosteren Google Maps'den bir haritanin yanisira; sheirle ilgili resimler cikiveriyor.

Google Maps'e "Ankara" yazip baktim; yuzlerce fotograf var. PicasaWeb'i kullaniyorsaniz; biliyorsunuz cektiginiz resimleri nerde cektiginizi yazabiliyorsunuz oraya. Acaba ordan mi aliyorlar resimleri diye baktim; degilmis. http://www.panoramio.com/ projesinden geliyormus resimler.... Nerden nereye demeyin! Geldigin yer degil; yolculuktur onemli olan ;-)

Pazartesi, Temmuz 06, 2009

Kazandibi Tarifi

Bezen hanim uzun bir zamandir guzel bir kazandibi tarifi ariyor, bilen eden varsa yazsin lutfen, cok makbule gececek :)


Cumartesi, Haziran 20, 2009

Iya Iya Gok


Pek sulu bir yaz geciriyoruz bu ara. Iki gun gunes varsa bes gun yagmur yagiyor. Laraya yagmur pantalonu aldim ama bir de yagmur botu gerekiyor gorunen o ki. Bunlar bittiginde soyle en nemlisinden bir sicak bastiracak gene imdaaat diyecegiz biz:) Hep bahar olan bir yere tasinmak istiyorum ben.

Bu sabah hayvanat bahcesine gidelim dedik. Ben 3 gundur soyluyordum, en cok ben istiyordum denebilir:) Yagacagim diye bagiran havaya ragmen gittik, hepi topu kalacagimiz 1,5-2 saat belki yagmaz diyerek. Biz gezmeye basladiktan az sonra yarmur basladi. Hafif hafif atistiriyordu basta, yokmus gibi davranip gezmeye devam ettik. Lara hayvanlara birkac saniye bakip 'ayyyy' diye sevgisini gosterip yerden tas toplamaya, calilardan yaprak koparmaya ya da yolda kosmaya gitti. Bazilarinin yuzune bile bakmadi.

Ayilarin oldugu yerde baraka gibi bir oda vardi, iceride bir duvar tamamen cam, ayilar da tam camin onunde, bakmak icin harika bir yerdi. Lara ayilara soyle bir bakip kenarda boydan boya sirali mutfak dolaplarini acmaya gitti. Tavanda donen fanla bile daha cok ilgilendi. Dolaplar da acilmayinca donup disari cikti. Ayilar pek bir oyuncuydu ama bizim kedenin ilgisini cekemediler. Yagmura ragmen bir saat kadar dolastik. Iyice hizlaninca da mecbur geri donduk. Gelince hava durumuna baktim bir hafta daha diyor. Yarin da panayir kuruluyor bizim kasabda. Umarim sabahtan yagmaz.

Kede ‘no’ donemine girdi bir suredir. Hersey no. Bir ara sabahlari no no diyerek aciyordu gozunu, cok komikti. Merdivenlerde ayak sesi duyuyordu mesela, sesleniyordu hemen: no no. En son no ile yok’u birlestirip ‘nok’u cikartti ortaya ki en favori kelimesi o bu siralar. Parka gidelim mi’nin cevabi bile nok:) Birinde gercekten hayir diyor olabilecegine inanmadigim icin o kadar cok sordum ki parka gidelim mi diye (ve her seferinde nok cevabimi aldim), Adil kizim anneni parka goturmemiz lazim diye dalga gecmeye basladi, ama hatun geri adim atmadi ve disari cikmadi valla. Zorlayarak kapiya goturme girisimlerim de bagrislarla geri puskurtulduydu pasa pasa evde oturduyduk

No cevabi almak istemiyorsaniz soru sormayacaksiniz, secenek sunacaksiniz dediler. Iyi peki. Altini anne mi degissin baba mi? Arabaya anneanne mi bindirsin dede mi? Pembe sortunu mu giymek istersin maviyi mi? Secenek sunup duruyoruz. Eee hani birini seciyordu bunlar mutlaka. Bu ona da nok diyip donup gidiyor:)) Simdi ne olacak?

Muzik dinlemeyi seviyor, favori 1-2 cd'si var. Onlar caldigi zaman anneanne ve dedeyi dans da ettiriyor mutlaka. Ben oralardaysam beni de surukluyor. Herkesin durmasi gereken bir yer var, Lara belirlemis. Tek tek gosteriyor kimin nerde duracagini. Sonra o durdugun yerde el cirpip salinman lazim. O da ortada durup eslik ediyor, sonra o arada gidip baska seylerle ilgileniyor, geri gelip iki el cirpip bir daha gidiyor ama arada kolluyor seni. Yerinden ayrilirsan ve uzun sure el cirpmazsan gelip mudahale ediyor:) 5-6 sarki boyunca bu devam ediyor:))

Ses cikaran araclardan hoslaniyor. Itfaiye, cop kamyonu, motorsiklet, ambulans...pek seviyor. Gecenlerde parktayken arka arkaya iki ambulans gecti bagirarak. Daa dedi kede, daha gelsinler dedik ama gelmediler, pek bozuldu agladi mesela. Cop kamyonu gececegi zaman ya kapiya cikiliyor hemen ya cama yapisiyor. Aksi gibi onlarin da saati degisti, kargalarla beraber geliyorlar sabah goremiyoruz.

Simdi gitmem lazim. Bunu post edeyim de gunlerce beklemesin yine. Baslikta old mcdonald had a farm e i e i oh'nun kede yorumu.



Cuma, Mayıs 15, 2009

Nehir


Cok olmadi kendisinden haberdar olali. Daha 2 yasinda ve kanserle bogusuyor yasindan beklenmeyecek bir olgunlukla. Su anda Amerika’da tedavi oluyor ve ama burada sigortasi olmayanlara vurun kahpeye seklinde davranildigi icin gelen masraf taleplerini tahmin edebilirsiniz. Annesinin gun be gun onunla ilgili haberleri ilettigi blogunun takipcisi oldum ogrendigimden beri. Iyi haberlerini okumak gunumu aydinlatiyor sabahlari. Simdilik alt etti gibi, insallah tedavinin devami da iyi gelir ve bu hastalik ileride torunlarina anlatacagi sevimsiz bir ani olarak kalir. 

Bir elin nesi var, bloglarin sesi var di mi ama. Nehir'i ziyaret etmek isterseniz burda, eli bos gitmeyeyim derseniz o da burda:)

Perşembe, Mayıs 07, 2009

Rain Rain Go Away

Icimiz disimiz yagmur oldu. Cumartesi gunu biraz gunes yuzu gorduk o kadar. Ic karartici, karanlik bir hava var gunlerdir. Laracik cama yapisip "paka paka (=parka)" diye sayiklamaktan helak oldu. Anlamiyor tabi cocuk ne guzel cikiyorduk disari nooldu simdi diye. Yagmur yagmasi engel degil ki onun icin. Yaz yagmuru olsa benim icin de olmayacak ama serin bir yandan da. Evde oldugum saatlerde yagmiyorsa atiyoruz kendimizi disari. Yasadikca ogreniyor acemi annesi tabi, daha dun yagmur pantolonu ismarladim kedeye, su gecirmeyecek birsey olsun diyerek. Islak cimlerde bezine kadar islanmasi cok kisa suruyor yoksa.

Salı, Nisan 28, 2009

Ve bitti...

15 Aralik 2005 aksami World of Warcraft'i indirip kurmustum bilgisayarima. Bu gece nihayet "artik yeter" deyip; hesabimi kapattim. Soyle bir karakterlerime baktim da; oyunda harcadigim zaman nerdeyse 1 yil. Artik gece gunduz ne kadar vakit harcadigimi siz hesap edin.

Bu da bagimlilik yapan her sey gibi pek cok sey goturdu hayatimdan; sildim ve kurtuldum. Yasasin hayat :)

Pazartesi, Nisan 27, 2009

Twitter

Sabah ofisde cayimi yudumlarken, arkamda birinin cep telefonu konusmasini duydum. Ofis arkadaslarimdan birini ziyarete gelen biriydi konusan ve esi ariyordu. Bize donup, "Binanin etrafinda bir ucak ve arkasinda iki tane F1 gorulmus; esim hemen orayi terket diyor; siz bir sey gordunuz mu?" diye sordu.

Hii, ne? diyip ilk reaksiyon olarak cama yoneldik ki disarida bir suru insan kosusuyor. Derken arkamizi donduk; bir kac kisi ofislerden cikmis (belli ki onlar da telefonla aranmis) bize dogru geliyorlar.

Derken biri koseyi dondu ve Jetler bizim binanin etrafindan sola kirdi; camlar sarsildi dedi. Bir digeri , ucak Air Force One (baskanin ucagi) imis dedi. Normalde hemen bir uyari gelmesi lazimdi ama o esnada hoporlerlerden ses cikmiyordu.

Derken bir kac kisi geldi ve ne olur ne olmaz kati bosaltin dedi. Biz hala disari bakiyorduk ki katin en yetkili iki mudur geldi. Tam o esnada hoporlerlerden, merak edilecek bir sey yok; NYPD ile gorustuk; fotograf cekiliyor anonsu geldi. Ama hemen ardindan alarmlar calmaya basladi ve mudurler; odalari kontrol edip kati bosaltin talimati verdiler.

Yeniden bir anons geldi ve merak edilecek bir sey yok; lutfen alarma basmayin dediler. Hemen gazete / TV sitelerine baktik; bir sey yok. Sirketin internet hattindan Twitter'a baglanti yok; ama Internete direkt bagli linux makinemden twitter'a girip "Air Force One" yazdigimda bir suru twit gordum.

3-5 kisi asagi inmemeye karar verdik ve twitter'dan hem ogrendiklerimizi paylastik hem de diger twittleri okuduk. Velhasil 2-3 farkli izah geldi ama bu olayla farkettim ki en hizli haber alma yontemi twitter imis! /Saygilar...

Pazar, Nisan 26, 2009

17. Ay

Update zamani:)

Isyerinde oldukca yogun bir Mart gecirdim ben. Mart ayi bizim en yogun ayimiz olmustur hep, izinler falan askiya alinir grubumuzda, hele son haftasi orda yatar kalkariz nerdeyse. H-1B basvurularinin 1 Nisan'dan itibaren kabul ediliyor olmasidir bu telasin nedeni. Bu yil oyle cok basvuru yoktu aslinda. Ama ekonomik kriz yuzunden firmalar avukat masraflarina da mirin kirin etmeye baslayinca maliyeti azaltmak adina avukatlardan ziyade saat ucreti onlara kiyasla cok daha az olan bizlere dustu isin cogunlugu. Normalde acildigi ilk gun dolar H-1B kotasi, bu yil ay sonu oldu hala %70 anca doldu.

Sirkette yeni yeni hissedilmeye baslandi bu kriz. Gecen yilin ilk yarisinda cok iyi is yapmisiz o bizi yilsonuna kadar goturmus. Ama bu yil zorlu olacaga benziyor. Onlem paketinin bir parcasi olarak maaslarimiza kesinti geldi. 3 yil onceki maasima dondum diyebilirim. Henuz kimseyi cikartmiyor olmalari iyi haber tabi. Kesinti icinse peki diyip donduk isimizin basina. Normalde istifa sebebi olur bu bazilari icin ama su kosullarda kimsenin giki cikmiyor. Gidecek yer yok ki. Maas kesintisiyle kalir umarim.

Lara 17. ayini doldurmak uzere. Bagimsizligini coktan ilan etti. Burnundan kil aldirmiyor. Hayir diyebilecegi hersey icin cevabi 'hayir'. 5-10 kelimesi var soyledigi, hayir en populer olani icinde. Hayir da demiyor aslinda. Cogu seyi 'hi' 'iih' 'iiiiiiiiih' ile anlatiyor. 'Hi' evet demek oluyor, o kolay. ''iiiiiiiiiiih' da hayir, o da tamam. 'iih'da biraz cuvalliyoruz iste. Birsey istedigi zaman parmagini uzatip 'iih' diyor. Cok genel yapiyor ama bunu cogu zaman. Mesela mutfaga dogru parmagini uzatip 'iih' diyor. Sessiz sinema oynar gibi o mu bu mu diye bulmaya calisiyoruz. Ilk seferde dogru tahmin edemezsek kiziyor, ikinci seferde de bilememissek cok kiziyor, ucuncu de bagirmaya basliyor artik.

Sevdigi birsey oldugunda 'daa (daha)' diye belirtiyor istegini. Annesi gibi hamurisine duskun o da. Pilava bayiliyor bir de. Pilavi gayet guzel yiyor mesela ama diger yemekleri, meyvesi blenderdan geciyor hala. Agzina biraz puruzlu birsey geldi mi hemen itiyor yemegi, agzina koymuyor ardindan. Kusuyor bazen de. Anlamadim ki ben bu isi.

Adil veya ben, ozellikle ben, ortalardaysak cok yapiyor bunu. Biz varken yemek yemiyor mesela. Yemek zamani ortadan kayboluyoruz mecburen. Babaannesi de bin dereden su getirip yediriyor. Hep beraber masaya oturup yemek yiyebilenlere cok ozeniyorum valla, biz onu henuz basaramadik. Bana da yedirmiyor. Illa kaldiracak beni masadan. O yuzden birileri onu baska bir oadada oyalarken ben de alelacele yiyorum. Onunlayken telefonla konusmam da yasak, cok kiziyor. Hatta evdekilerden biriye oyle sohbet falan etmem de hi hos karsilanmiyor. Sadece onunla olacagim. Youtube veya park dendi mi beni satmasi 2 saniye bile surmuyor o ayri:) Ama onlar disinda siyam ikizleri olarak takiliyoruz.

Soylenenleri gayet iyi anliyor ama isine gelmeyenleri duymazdan geliyor. Gecenlerde altini degistirtmemekte israr etti. Sevdigi bir kitabi aldim elime, hadi altini degis sana bunu okuyayim dedim. Hemen yanima kosup oturdu okuyayim diye. Once altini degis oyle dedim. Soyle bir bakti yuzume, cekti aldi kitabi elimden, kendisi cevirdi sayfalarini. Bitince de inip gitti:))

Aksam rutinimiz hatunun istegine gore degisiyor. Bir ara sarkilar soyleyip ardindan masal anlatiyorduk. Once masallari kaldirdi, simdi sarki da istemiyor. Yattiktan sonra yataktan inmek yasak. Yere bir indi mi tekrar cikarmak cok uzun suruyor ve uykusu iyice dagiliyor cunku. Uyumayabilir istemiyorsa ama yatakta takilinacak. Tabi kede bu yasagi delmek icin elinden geleni yapiyor. Gecen ayki numarasi emzigi firlatip ‘tiii (=gitti)’ diyerek ardindan yere atlamakti. Ahh emzigim dusmus modunda. 15 aylikken kafasi buna calisiyordu ya 15 yasinda neler yapmaz bize bu. Emzik cok onemli bir parcamiz oldugundan onsuz yatmak dusunulemez bile. Madem attin yok sana emzik demek de tam uyku oncesi gereksiz bir inatlasmaya girmek demek, ondan once atlayip emzigi buluyordum.

Kede ve saz arkadaslari yan tarafta efem. Bu resmi cektigimde yataga mutlaka onlarla gidiyorduk. Hala onlarla gidiyoruz ama artik klanin kalanini da (4-5 oyuncak hayvan daha) aliyoruz. Kimse yerde yatmayacak. Bazen ek misafirlerimiz de olmuyor degil: camasir sepetinin kapagi, birkac lego, kitap, babasinin su siseleri...vs. Bir ara hepsini indirip kendimize yer aciyoruz:) Gece uyandiginda onlar yerde diye laf etmiyor simdilik, umarim boyle devam eder.

Tunellerden cok korkuyor. Gecen yaz hayvanat bahcesinde trene bindigimizde kisa bir tunelden gecmisti, orda da cok gerilmisti ama simdi daha kotu. Gecenlerde beraber New York'a gidiyorduk, mecburen tunele girdik. Uzun da bir tunel. Agladi, bagirdi, araba koltugundan kalkmaya calisti, zor zaptettim. Uglydolls gibi cirkin, kasi gozu bir yerde, keskin disleri olan oyuncaklardan da hic hoslanmiyor. Bir de oyuncak palyaco. Kesinlikle istemiyor oyle seyleri. Gerceginden de korkar herhalde su asamada.

Araba koltugunu one cevirdigimizden beri biraz daha rahat ettik. Yola bakiyor en azindan. Donemeclerde falan koltugun iki kenarina siki siki tutunuyor, en ciddi ifadesini takinip oyle bakiyor yola:) Koltugu ilk cevirdigimizde 7-8 dakika uzakta bir yere girmistik. Yol boyu koltugun kenarlarina tutunup gozunu yoldan ayirmadan kaslari catik bir halde gitmisti:))) Eh ben de arada birkac yerde saga cekip durmak zorunda kalmistim o haline gulecegim diye:)

Emzik su ara en iyi arkadaslarimdan biri benim, henuz biraktirmaya hic niyetim yok. Hala bir suru seyi agzina goturuyor. Ozellikle disarida buldugu hersey direk agizda. Elini agzina sokma demek kedenin kulagina sakin elini agzindan cikarma olarak gittigi icin hemen emzigi devreye sokuyorum boyle durumlarda. Eh agzi mesgulken elini sokamiyor:) Gerci cok ilgisini ceken birsey oldugunda emzik aninda yeri boyluyor o da ayri.

Unutuyordum, gunduz uykusu teke dustu. Bu da kayitlara girsin lutfen.

Pazar, Mart 01, 2009

Resim Zamani

Ilk parmak boyasi calismasi...

...ve gururlu ressam.

Ikinci resim calismamizda kagittan ziyade kollarini, ustunu, benim kollarimi ve pantalonumu boyamayi tercih etti. Fotografimiz cekilemedi ama bir sonrakine once makinayi hazir edip sonra resme baslayacagiz. Boyayi yemek de daha cok ilgisini cekti bu defa. Boya dedigim de, yiyecegini bildigim icin, yenilebilir malzemelerden olusuyor. Ikidir yogurt+kakao kullaniyoruz mesela. Adet yerini bulsun diye arada bir boya o, yenmez falan dedim ama zerre kadar iplenmedim. Bu sefer baktim boyayi yiyor, yediremedigim seyleri boya yapmaya karar verdim:) Bir sonraki rengimiz yesil olacak mesela. Agzina sokmadigi avokadoyu bir de boya olarak sunayim kendisine bakalim ne diyecek:)

Cuma, Şubat 27, 2009

Bir Varmis Bes Yokmus

Yazma istegimi kaybettim, anlasiliyordur herhalde. Bir turlu icimden gelmiyor. Hos ben pek yazabilen biri degilim zaten, cabuk sikiliyorum yazarken. Hic gunluk tutamamisimdir bu yuzden. Neyse dagilmayalim. Once yaklasik 1.5 ay once yazmaya basladigim ama tamamlayamadigim icin draftta bekleyen yazinin ustundeki tozlari ufleyip bir bakalim ne demisiz, sonra devam edelim:

Ben geldiiim. En son yazdigim postu okuyorum bir yandan, aradan bu kadar zaman gecince nerde kalmistik unuttum haliyle. Laraanim 14 aylik oldular efenim, hatta bitirmek uzereler. Dis sayisi nerdeyse 8 oldu ama canimiza okuyor bu disler. Cok zor ve cok uzun surede cikariyor, o sure boyunca huzursuz, buluttan nem kapan, bolca aglayan biri oluyor. Normalde ilac vermeyi/almayi hic sevmem ama dis ayri bir konu, hiiic kasmadan veriyorum ilac.

Farkli seyler denemey calisiyorum hatta. Homeopatik bir ilacimiz var, ise yariyor aslinda ama cene gibi buyuk dislerde cok etkili degil gordugum kadariyla. Disetine surmek icin bir ilac aldim fakat dilini asip da suremedim ilaci, kiyameti kopardi. Henuz dis fircalamaya baslayamadigimizi da anlayiniz lutfen burdan. Agzina sokturtmuyor. Kendisi oyun olarak arada agzina aliyor dis fircasini ama iki kemirip attigi icin asli gorevini yerine getiremiyor fircacik.

Dis kolyesi bile aldim, ne kadar umitsizim anlayin artik. Baltik amber dis kolyeleri varmis. Baltik amber dogal bir anestezanmis (boyle mi yaziliyor bu), vucuda temas edince salgilaniyormus. Bircok blogda cok iyi reviewlar okudum hemen siparis ettim bir tane. Her sabah ilk is onu boynuna takiyorum, gece yatana kadar kaliyor. Ise yariyor mu? Bilmiyorum. Su cene disleri gelmeye baslayana kadar ise yaradigini dusunuyordum hakkaten. Daha az ilac veriyordum. Simdiyse bilmiyorum, emin degilim. Arkadaslarim dalga geciyor ama umut fakirin ekmegi iste ne yapacaksin. Devekusu tirnagi iyi gelir deseler gidip onu da bulacagim o haldeyim...


...demisim. Ordan devam edeyim. Lara 3 gun sonra 16 aylik olacak. Dis sayimiz 10'a cikti (daha da arttiysa bilemiyorum gostermiyor zira). Hemen herrr resimde boynunda gordugunuz kolye de annesinin pek buyuk umutlarla hic atlamadan her gun taktigi dis kolyesi efem. Arada cekistirip agzina almaya calisiyor ama genelde dokunmuyor Lara.

Artik cok iyi yurudugune kanaat getirmis olacak ki kosmaya calisiyor, kaldirabildigi herseyi boylarina bakmadan tasimaya kalkiyor (icine girip oturabildigi buyuk plastik oyuncak kutusu, icinde birkac kola kutusu kalmis 12'lik kola kolisi, kucuk sandalye vs). Kazalar da oluyor tabi, en son birkac gun once freni patlamis araba misali kostururken ortada oynamak icin actigi mutfak dolabinin kosesine tum hiziyla alnini carpmis, anisini bir cizik olarak tasiyor alninda su anda. Morarir diye bekliyordum ama morarmadi. Evde gozume carpan her turlu sivri koseyi padding ile kapladim ama tamamen engel olunamiyor iste. Lara'yi musluktan akan suyla oynama bahanesiyle kandirip susturduk ama babaaneyi teselli etmek o kadar kolay olmadi.

Gectigimiz hafta biraz usuttu, nezle oldu, 1-2 gun atesi cikti, sefil oldu. Burnunu actirmaya da yanasmadigi icin bayagi zor anlar yasadik ama sonradan burnu acilinca rahatladigini farketti herhalde ki daha az tepki verir oldu burnunun acilmasina. Simdi iyi. O iyilesti Adil hasta oldu bu sefer, umarim tekrar paslamamistir kizina. Cosleep yaptigimiz icin tum gece dipdibeler haliyle. Zaten Lara'yi babadan uzak tutmaya calismak ise yaramiyor, biz aman uzak dursun dedikce o baba da baba diye pesinden ayrilmiyor. Neyse, bagisiklik sistemi gelisir diyoruz biz de.

Telefon ve uzaktan kumandayla oynamayi (televizyon acik olacak ama) seviyor. 13 aylik falandi, kucagima oturmus Adilin cep telefonuyla oynuyordu. Bir ara gozum ekrana takildi 'payment processing' yazisini gordum. Hemen cekip aldim elinden ama gec kalmisiz, hatun $10'luk ringtone satin almis o arada:))) Adil ringtonelardan ringtone begeniyor artik:)

Benim telefonumun oyle ozellikleri yok allahtan. Benimkinde de ayarlari degistirip duruyor. Ben hic kurcalamam cep telefonumu, cok basit ozellikleri olan bir telefon zaten. Bir kere kurcalamaya kalktigimda telefonu kitleyip teknik servise rezil olmustum, dokunmuyorum ondan beridir:) Simdi bir bakiyorum wallpaper degismis, bir bakiyorum fontlar buyumus. Ben bunlari yapabildigini bile bilmiyorum telefonumun. Daha dun 47 dakikami Sprint teknik servisi ile telefonda gecirdim, telefon edemiyorum nooldu hattima diye. Ona bakiyorlar degil buna bakiyorlar degil, en son birinin aklina geldi settinglerde mi sorun var diye. Netekim kedinin biri ayarlarimi degistirmis. Telefonumu taniyorum bu sayede diyorum:) Televizyon kumandasi elindeyken de izliyoruz artik, on-demand film alir, film kanallarina uye yapar falan belli mi olur.

Aksamlari yatis saatimizi bir saat ileri aldik (daha dogrusu Lara aldi), artik 8'de yukari cikiyoruz 9'da uyuyor. Ben de onunla birlikte uyuyorum. Onceden onu uyutup asagi iniyordum arada ama simdi mumkun degil. Ondan once benim uykum geliyor zaten, esneyip duruyorum, hatta arada ondan once uyudugumu da dusunuyorum. Arada bir degisen bir rutinimiz var cunku saniyorum kedicik de benim gibi maymun istahli, degistiriyor. Su anda cikip tum dolaplari, banyonun kapisini ve perdeleri kapatiyoruz, minik gece lambamizi takiyoruz, benim geceleri baktigim kucuk saati basucumuza koyuyoruz, sonra onun bebegini, ayisini ve boyundan buyuk hipopotamini alip besimiz birden yataga yerlesiyoruz.

O hipopotami cok seviyor, tasiyor ordan oraya. Lovey olarak onu sececek diye korkuyorum valla. Hayvan kendinden buyuk oldugu icin tasirken onunu gormuyor ama bu onemsenecek bir ayrinti degil Lara icin. Ustune orttugumuz ortuyu ordan oraya tasirken de ortu cok ayagina dolanip onu dusurmeye baslayinca basinin hizasina kaldirip tasiyor, o arada onunu gormuyor olmasi da hic onemli degil. O esnada bir yere carpip cani acirsa cok kiziyor yalniz, orasi ayri. Engel olmaya calistigimizda bize de cok kiziyor.

Evet hepimiz yerimizi aldiktan sonra birkac sarki soyluyoruz, Lara daha sarki diye israr ederken hadi artik masal diyip masala geciyoruz. 2 masal sinirimiz var, ben ucuncude uyuyor oluyorum cunku:) Masal anlatirken caktirmadan oyuncaklari yere atiyorum ki bize yer kalsin. Simdilik rutinimiz bu, bakalim bunu ne zaman degistirecek.

Bizim isyerinde cok ciddi bir skandal oldu yil sonu. 8 aylik tum datamiz silindi. Hala nasil oldu tam bilmiyoruz ama rezalet ki ne rezalet. Server'da bir sorun olmus, backup alinamamis, alinanlar da gitmis, tam aciklamadilar da. Hicbirini geri getiremediler, bazi seyleri ikinci kez yapmak zorunda oldugumuz yetmezmis gibi model olarak kullandigimiz yazilari fiziksel dosyalardan arayip bulmamiz gerekti ki her tarafi dosya kaynayan bir ofiste bu cok sevimsiz ve zaman alici bir is.

Benim de sikintili bir donemim oldu isyerinde. Lara'dan sonra ben is saatlerimi degistirdim. Haftalik saat sayimda bir degisiklik yok ama artik daha erken geliyorum, ogle tatili kullanmiyorum ve daha erken cikiyorum. Eh, benim iskolik, karisinin dogum yaptigi gun bile ise gelen, geceleri saat 1.30'da falan bize email gonderen, haftasonu calismazsa kendini eksik hisseden patronum buna bir yere kadar dayanabildi. Onceleri ben kendimi hep ona gore ayarliyordum, kal dediginde mutlaka kaliyordum, gec cikiyordum gul gibi gecinip gidiyorduk. Simdi otobusu yakalamam gerektigi icin cikmam gereken saatte kalemi koyup cikiyorum. Gercekten acil bir durum olursa elbette kalirim yine ama bizimkini mutlu etmiyordu bu. Bunu da cok acik bir sekilde gostermeye basladi. Eskiden pek cok sey anlatirdi bana yasamiyla, ailesiyle ilgili, gunaydin bile dememeye basladi. Surat surekli asik, ses tonu surekli sert. Hic bir yaptigimi begenmez oldu, birkac gunde bir tum sorunlarimin kaynagi sensin seklinde sarlar oldu, ise gelme istegimi tamamen ortadan kaldirir oldu. En son yilbasinda once bu boyle olmayacak yeni yilda eski saatlerine donmeni istiyorum dedi. Tam da izne ayrildigim gundu, sikintili bir izin donemi gecirdim. Evin odemesi dag gibi ama onun istedigi saatlere donmem aksamlari Lara'yi hic gormemem ya da ancak yarim saat gormem (aksam trafigine bagli olarak) demek oluyor. Bu da kabul edebilecegim birsey degil, sadece haftasonu vakit gecireceksem niye dogurdum ki ben bu cocugu deil mi ama. Izin donusu saatlerimi degistiremeyecegimi, bu sekilde calismak istemezse ve gitmemi isterse bunu anlayacagimi, ama o zaman bana lutfen birkac ay onceden haber vermesini soyledim. O da biraz daha deneyelim o zaman dedi. Simdilik ustume gelmiyor bakalim.

Pazar, Şubat 08, 2009

Is guc durumlari

ABD'deki ekonomik krizi sagir sultan duydu. Bu durum bizi nasil mi etkiliyor? Durum kisaca soyle: Is oldugu surece yasam eskisi gibi devam ediyor. Bu memlekette insanin basina gelebilecek en kotu sey elbette sagliginin bozulmasi. Cunku ABD'de hersey para ama saglik hepsinden ote...

Sigortalar cok pahali. Haliyle sigortasiz milyonlarca insan var. Calistiginiz sirkete gore buyuk olcude sigorta sorun olmaktan cikiyor ama issiz kalirsaniz durum kotu. Tek cocuklu bir ailenin aylik sigorta gideri rahat 1000$'in ustunde. Ikimizde calistigimiz icin su anda odedigimiz para yillik bir kac bin dolar. Sonucta yine yukarida bahsettigim gibi eger iyi bir isiniz varsa, sigorta da diger giderler gibi cok caninizi yakmayan bir gider...

Problem su ki her gun 25000 kusur kisi issiz kaliyor bugunlerde. New York finans dunyasinin merkezi; haliyle ekonomik krizden en buyuk darbeyi alan eyalet oldu. Cok degil bir yil oncesine kadar; eger sirkette durum kotuye giderse; bir suru diger finans firmasindan bir tanesine giderim diye dusunuyordum. Ancak 2008 koklu finans firmalarini teker teker sildi haritadan ve hepi topu iki tane bagimsiz yatirim bankasi kaldi. Biri benim calistigim Goldman Sachs; digeri bundan once calistigim Morgan Stanley.

Goldman su ana kadar krizi en hafif zararla geciren firma. Ancak once Kasim ayinda, sonra Aralik'da iki buyuk kiyim oldu. Sirket calisanlarinin %15+ i isten cikartildi. Her gun binlerce insan issiz kaliyor ve bunlar gayet kalifiye insanlar. Gun gecmiyor ki dev firmalardan bir kacindan kotu haberler gelmesin. 

Peki kalanlarin durumu iyi mi? Yo, herkes baski altinda; yarinin ne getirecegini kimse bilmiyor. Karanlik tunelin ucunda bir cikis da gorunmuyor. Haliyle is yeri keyifsiz bir yer halini aldi. Calisma saatleri artti; is yuku artti; yani yasam kalitesi dustu.

Obama'nin basa gecmesi iyi oldu elbette; ustelik demokrat hem kongre hem de senato cogunlugunu ellerinde tutuyorlar; ancak su anda uzerinde calisilan ekonomiyi canlandirma paketi gibi devasa paketleri kanunlastirmak icin yine Cumhuriyetcilere muhtac durumdalar. Cumhuroyetciler ise ayni tas ayni hamam; sanki Bush donemi ve oncesindeki Cumhuriyetci fikirler degilmis gibi coken; hala ayni seyleri tekrarlayip Obama - Demokratlarin cikartmak istedikleri paketleri tas koymaya calisiyorlar.  New York Times yazari, Nobel Ekonomi odullu Paul Kraugman'in dun yazdigi gibi ; ulke ucurumun kenarina geldi onlar hala kor kor asagi itmeye calisiyorlar.    

Bir kac gundur Lara'nin oglen uykularindan firsat buldukca Charlie Wilson's War adli filmi izliyoruz; henuz bitiremedik. Film bir Amerikan senatorunun Ruslara karsi Afgan'lari silahlandirmasinin basariyla sonuclanmasinin ardindan duruma bakip Afganistan'in yarisindan cogu 14 yasinin altinda; bu insanlari egitmek lazim diyerek okul yaptirma gayretlerinin nasil kor politikacilarla engellendigini ve bugunun gozuyle geriye bakildiginda nerelerde yanlislar yapildigini gozler onune seriyor.

Tunelin ucu karanlik ama bir gun elbette bu tunelden cikilacak. Soru su: ne kadar sonra ve ne bedelle?

Pazar, Ocak 25, 2009

Niye yuruyeyim ki kosmak varken?


Tarihe not duselim; kizimiz artik yuruyor diyebiliriz :)

Bir iki aydir Lara etraftaki esyalara tutunarak dolasabiliyor ender de olsa bazen bir seylerle mesgulken ellerini birakiyor ama bir iki saniye icinde bir yere tutunmadigini farkedim; hemen oturuyordu...

Adim atmaya alismasi icin, itebilecegi bir tren almistik. Onu gayet guzel itiyordu odanin icinde bir bastan obur basa. Son bir kac gundur de bazen bir yere dokunmadan bir hatta iki adim attigi oluyordu. Bugun sabah artik guveni yerine geldi; ellerinden tutup yuruturken; ellerini cekip tek basina 5-6 adim atiyor. Atiyor atmasina da kizim babasi gibi sabirsiz; yavas yavas dengesini bularak yurumek yerine kosar gibi hizla yuruyor hedefine...

Salı, Aralık 23, 2008

Daha dun annemizin...

Cocuklugumda, ogretmen olan teyzem bana cocuk sarkilari soyler ve ogretirdi. Daha dun annemizin diye baslayan sarkiya bayilir, teyzem'den tekrar tekrar soylemesini isterdim...

Simdi Lara'ya youtube'dan cocuk sarkilari bakiyoruz. Yakinlarda  yuksek-cozunurluk'de izleme imkani sagladilar kimi videolar icin ama genelde Youtube'da goruntu kalitesi rezalet; cocugum ne gorebiliyor bilmiyorum. Ama one arkaya sallanarak kimi melodileri sevdigini belli ediyor. 

Sarki bitince  (bit) 'tiii' diyor ve mahzun bir bakisla elini ekrana dogru uzatip (bir) 'da!' (daha)  diye sesleniyor, tekrar caliyoruz. Bazen 'mu!' (~more) diyor, o zaman baska bir taneye geciyoruz.

En begendigi sarkilardan biri, "Twinkle Twinkle Little Star". Ben ilk dinledigimde sasirdim; cunku benim cocuklugumun sarkisinin bir ceviri oldugunu bilmiyordum. Biraz da niyeyse hayal kirikligi oldu, hafif aldatilmis hissettim. 

Eski bir sarki oldugunu tahmin ediyordum. Cumhuriyet'in ilk yillarinda o kadar cok seyi o kadar hizli yaptilar ki pek cok sey gibi bunu da cevirdiler herhalde diye dusundum. Web'de biraz arastirdim. Ahmet Muhtar Ataman (1896-1962) yazmis Turkce sozlerini. EskiSozluk'de de Cumhuriyetin ilk yillarinda muzige katkisindan bahsetmis; yani tahminim dogruymus.

Ahmet Muhtar Ataman, Fransizca egitim veren "Alliance Israelite" okulunda okumus. Bu sarkinin asli da Fransizca imis ve taa 1760'lara uzaniyormus koku. Mozart 12 degisik versiyorunun bestelemis. Ingiliz kulturune "Little Star" siirinin sozlerini kullanarak eklemisler ve aslindan koparak cocuk sarkisi halini almis. Bizimki gibi kimi diger ulkeler, kendi dillerinde sozler yazmislar muzige.

Acaba simdi cocuklara ne dinletiyorlar Turkiye'de? Yeni cocuk sarkilari yazildi mi? 

Salı, Kasım 25, 2008

Basima tas dustu

Insan yazmaya yazmaya nasil yazildigini da unutuyor galiba. Su yaziya baslayincaya kadar 5 kere sildim ilk cumleyi, off! 

Bu hafta evdeyim. 15 is gunu tatilim varmis, baktim vakit kalmadi; sirketin yeni kurallarina gore de kullanmam gerekiyor; bu haftayi tatil aldim. Nasil kural bu diyor insan di mi? Ne tip firmalarda var bu bilmiyorum ama ozellikle finans firmalarinda var. Niye mi? Eger bir dalavere ceviriyorsan ortaya ciksin diye...

Soyle bir gecen seneyi hatirlarsaniz, 31 yasinda, Jerome Kervivel adinda genc bir trader kimseye caktirmadan 40milyarlik dolarlik pozisyon acip Fransa'nin 2. en buyuk bankasi olan Societe Generale bankasini yaklasik 7 milyar dolar zarara ugratti. 

 Yine hatirlarsaniz 1995 yilinda Ingiltere'nin en koklu bankasi olan Barings Bank (1762-1995) Singapur'daki bir trader'in faaliyetleri sonucu batmisti. 1995 yilinda FDIC (su Amerikan bankasina yatirilan 250bin dolari garanti eden kurum) iki hafta araliksiz tatil uygulamasini baslatmis.

2000'deki dotcom krizi ve ardindan gelen Enron, Tyco vs. skandallari iki senatorun sponsor oldugu Sarbane-Oxley (SAX) duzenlemesini yaratmisti 2002'de. SAX duzenlemesi mecburi izni sart kosmuyordu ama finans sirketlerinin biriken izinleri takip etmesini sart kosuyordu. 

Agustos'dan beri bir biri ardindan, yuz kusur yillik Bear Stearns, Lehman Brothers, Merrill Lynch gibi  dev yatirim bankalari batti. Daha once calistigim Morgan Stanley (MS) ve simdi calistigim Goldman Sachs (GS), (simdilik) ayakta kalabilen iki yatirim bankasi.  Yatirim bankalari, normal bankalar kadar siki duzenlemelere uymak zorunda degil; zaten batmalarinin bir sebebi de bu. 

Iki ay once, yasam savasi veren GS ve MS yatirim bankasi kimliginden cikip normal banka olmak icin ABD hukumetine basvurdular ve basvurulari hemen kabul edildi. Boylece duzenlemeler ve seffaflik artacak bu firmalarda. Karsiliginda, hukumetin 700 milyar dolarlik kurtarma paketinden pay alacaklar...

Gecen yillarda her ceyrek GS'in acikladigi kari vs yaziyordum. Gecen yil biraktim. Simdi 60$ civarinda; 240 dolarlardan indi. Tabii koskoca Citi grubun 50-60$'dan 3$'a, yine 1 yil once 60$ iken Morgan'in ~10$'a indigini dusununce GS hala butun bu kriz doneminde zarar aciklamayan ve en iyi giden banka konumunda...

Disardan boyle. Icerde de durum karisik. 2-3 hafta evvel; soylentiler once onaylandi sonra gerceklesti. %10 calisanin isine (~3500 kisi) son verildi. Ben hala yerimdeyim ama kimi cok yakin, bir suru arkadas / tanidik gitti...  

Bu gunlerde en karisik olani Citi. Onlar 70bin kisi cikartacaklar. Isten cikanlarin tekrar ise girmesi belki bir yil belki daha fazla surecek su durumda. Hangi arkadasimizla konussak, durum ayni ve kotu. Zor gunler bunlar...

Not: Bu yaziyi 25 Kasimda yazmistim ama ardindan bir iki yazi daha gondermeyi planladigim icin draft halinde duruyordu. Bugun itibariyle yil sonuna izinliyim; artik bunu da gondereyim bari...

Salı, Ekim 21, 2008

10. ve 11. Aylar

...Dalya dedik. 10 sayisiyla resmimiz yok henuz, hem 1 hem de 0’i ayni anda hatunun elinde tutturmayi henuz basaramadik. Birini alinca oburunu atiyor. Dergi yirtmaktan sonra en bayildigi sey atmak. Eline ne gecerse, artik ilgisini cekme derecesine gore, 1 saniye veya 1 dakika icinde pat atiliyor. Yiyecekler de ayni sekilde cogunlukla denenmeden yere atiliyorlar. Genelde hala pure seklinde yiyor yemeklerini. Stage 3 kavanozlarina gecelim dedik gecen hafta, onlar daha taneli, ama daha ilk kasikta geri cikarmis agzindan bir daha da acmamis agzini onune yine pure gelene kadar. Henuz hazir degil sanirim. Ara ara minik minik parcalarla denemeler yapiyoruz ama odlek ben henuz o kavanozdakiler gibi tum bezelye vermeye falan yanasamiyorum. Bezelyeyi eline versem dorde falan bolerim herhalde. O kadar bidik parcalari da iki parmagiyla henuz alamiyor. Avuclayarak almaya calisiyor, es kaza alabildiklerini de elinin neresinde oldugunu gormeye calisirken dusuruyor:)) Sonunda aciyor agzini bekliyor:)

Yiyeceklerle oynasin, minciklasin, merakini gidersin de onlari yeme isine giriselim rahatca diye dusundugumden deney yapmasi icin eline bilimum sey veriyorum firsat buldukca. Gecenlerde onune bir kap yogurt koydum bu amacla. Icindekine bile bakmadan kabi yere atmaya calismak oldu ilk hareketi. Su icine meyve vs konulabilen delikli feederlar da ayni akibete ugruyor. Alip iki ceviriyor hoop yere gonderiyor sonra. Mama sandalyesinde oturdugu yerin cevresine bez germeyi falan dusunuyorum. Yere dusunce geri veremiyoruz eline, en azindan o zaman devam eder kurcalamaya. Bu amacla bir naylon ortu aldim yere ama henuz sermedim. Feederi ipe bagladik biz de care olarak. Elinden atsa bile yere dusmuyor boylece.

Onde yarim iki disle gezmeye devam ediyor boncuk. Buldugu hemen hersey eninde sonunda agzina gidiyor. Islak mendil buldu mu direk agzina sokuyor bir kere, hic affetmiyor. Pusetiyle gunluk turlarimizi yaparken yaprak veriyorum eline arada, pek hosuna gidiyor onlari parcalamak. Artik onlari da biraz oynadiktan sonra agzina sokuyor. Gecen gun kirmizi bir yaprak verdim, eline almasiyla agzina sokmasi bir oldu. Domates veriyoruz eline bazen, o mu sandi acep rengi benzer olunca. Yesi yapraklari ayni istahla agzina almiyor.

Aksam uykusuna gecisimiz biraz problemli bu ara. Rutini falan takmaz oldu. Ne hep anlattigimiz masallar ilgisini cekiyor ne simdiye kadar ise yarayan ninniler. Uykusu var ama uyumak istemiyor. Kendini tum hiziyla geriye atmaya basladi birkac gundur. Kalkiyor tekrar atiyor kalkiyor tekrar atiyor. Arada orasini burasini carpiyor ne kadar engel olmaya calissam da, azgliyor ondan sonra da. Benim yaptigim birsey mi – sacini oksamam, bu hengamede masal anlatmaya calismam vs - bu kadar “wired” yapiyor onu nedir anlamadim. Ama cozum onerisi olan varsa pek bi minnettar olacagim.

Firsat buldukca salincaklara gidiyoruz. Bayiliyor. Bayagi hizli salliyoruz ama giki cikmiyor. Haftasonu kitapciya gittik beraber. Yerler hali oldugunda emeklesin diye yere biraktim. Kalaballik oldugu icin pek bir yere gidecegini sanmiyordum, hani cekinir falan diye. Peehh, atti kendini ortaya emekledi durdu raflarin arasinda, milletin ayaklarinin altinda hic umursamadan. Boyunun yetistigi raflardaki kitaplari, oyuncaklari yere indirdi buyuk bir zevkle. Pek eglendi. Yeni eglencelerimizden biri de yuruyen merdivenler. Alisveris merkezine gidince yuruyen merdivenleri izliyoruz bir sure, sonra o kucagimda bir cikiyoruz bir iniyoruz. Son gittigimiz sefer yaklasik 20 kere inip ciktik o merdivenleri koyun delisi modunda, bayildi...

diye yazmaya baslamisim yaklasik 1.5 ay once ve ha bugun tamamlarim ha yarin derken oyle kalmis yazi. Bu arada 11 aylik olduk, eh 12'ye de pek birsey kalmadi. Azimliyim ama dogumgununden once gonderecegim bu postu:))

Uyku oncesi kendini hizla geriye atmaktan vazgecti ama kucagimizdayken atmaktan geri durmuyor cok kizdigi zamanlarda. Ne masal ne ninni yok artik uyku rutinimizde. Rutin de kalmadi sanirsam. Yukari cikiyoruz, biberonunu aliyor, yatakta oynuyoruz uykusu gelene kadar. Bazen kendi yatiyor uyumaya hazirim diye, bazen uykusunun geldigine ikna edilmesi gerekiyor. Geceleri hala iki kere biberon aliyor. Gelecek ay kontrole gittigimizde bu gidise bir dur diyecek saniyorum doktoru. Artik fizyolojik olarak ihtiyaclari yokmus ya gece yemeye. Ama aglayarak uyaniyor ve bayagi da iciyor, ac demek ki diye dusunup itirazsiz veriyorum biberonunu. Mama diyebiliyor halbuki, ama gece uyandiginda soylemiyor agliyor sadece.

Yemesi gayet iyi. Pirasayla tanistirdik birkac hafta once, severek yedi ama pisik oldu. Bu hafta basinda tekrar yaptik, gene pisik oldu. Yogurda bayiliyor. Hatta dun yogurt bitip de meyve gelince terorize etmis bizimkileri tekrar yogurt vermediler diye:) Ben basini cevirdigi anda tamam doymus demek ki diyip birakiyorum yemek vermeyi, doyup doymadigini en iyi kendisinin bilecegini savunuyorum. Annemler olur mu oyle sey diyip karsisinda binbir oyunla yedirmeye devam ediyorlar.

Dede, baba ve mama diyor. Bunlarin disinda bir de kendi dilinde anlattiklari var ki onlari henuz cozemedik:) Anlamayinca da kiziyor. En favori kisisi babam. Iki dakika gozden kaybolmasin babam, hemen dede dede diye aranmaya basliyor. Iki lafinin biri dede. Sabah gozunu aciyor ilk lafi soru formatinda 'dede?' :)) Basini hayir anlaminda sallamayi ogrenmis bir de. Altini acalim mi, hayir, artik yatalim mi, hayir...kullaniyor valla gayet guzel. Ahh bir de kizgin bakmasi var. Kafasini egip gozlerini kaldirip kizgin bakiyor:)) Buna yeni basladi. Iki gundur zirt pirt kizgin baktirmaya calisip egleniyoruz. Ayaga kalktiginda ayak parmak uclarinda duruyor, henuz tutunmadan ayakta duramiyor. Ayagini da tam basmadigi icin yurumesine henuz var diye dusunuyorum. Biz tutunca da yurumek cok ilgisini cekmiyor, emeklemekten gayet mutlu.

Hareketlerinin kisitlandigi seylerden hic haz etmemeye basladi. Altini actirmak istemiyor her zaman mesela, yikiyor ortaligi. El fenerini kim bulduysa allah razi olsun, imdadimiza cok yetisti boyle zamanlarda ve fakat her seferinde etkili olmuyor tabi. Pusetinde ya da araba koltugunda oturmak istemiyor her zaman. Pusetle gezintilerimiz daha sokagin basina varamadan eve geri donmemizle sonuclaniyor bazen bu yuzden. Arabayla da uzun mesafelerden kaciniyoruz durmadigi icin. 1.5 (trafikle 2-2.50 olabiliyor) saat uzakta oturan arkadaslarimizin kizlarinin dogumgunune bu yil da gidemeyecegiz galiba.

Bir de basina su dokulsun hic istemiyor artik. Buna dun basladi. Kendini kuvetten atmaya calisinca banyoyu cok kisa kestik hatta. Daha once sesi cikmiyordu birkac kucuk kap su dokmeme kafasina. Dun agladi ve cikmaya calisti, durmadi kesinlikle. Ustu acik sapkamsi seylerden aldim gozune su gelmesin diye onu da taktirmiyor. Bunu asmanin bir yolu var mi yoksa banyolarimiz gozyasli mi olacak bundan boyle?

Dizlerinin ustunde oturup sallanarak dansediyor. En sevdigi sarki wheels on the bus. Gecen sabah donencesindeki yavas mozart'ta da dansediyordu. Kapi gicirtisina oynayanlardan olacak galiba:)

Ust disler geliyor bu ara, zor gunler geciriyoruz hep beraber. Agrisi cok oldugu zamanlarda homeopatik bir ilac veriyorum, iyi geliyor biraz.

Gunduz uykularini hala araba koltugunda yapiyor. Koltuga zor sigiyor artik, ne yapacagiz bilmiyorum. Cok sancili bir 2 hafta gecirecegiz sanirim baska bir yere almaya calistigimizda. Bence hic problem degil orda uyumasi uyusun da yeter ki nerde isterse uyusun. Zaten bire indirmeye calisiyor uykularini. Kapanan gozlerini zorla acik tutmaya calisiyormus. Hatta gecen gun uykusuzluktan olmesine ragmen oyle direnmis ki yatmayacagim diye, araba koltugunda yatarak degil de sirtini yana yaslayip oyle uyumus kofte:))