Pazartesi, Kasım 02, 2009

Uc Uc Bocegim

Kede 2 oldu bugun. Dogumgunu partisi onumuzdeki Cumartesi. Ayrintilar da o zaman. Bu haftasonu cadilar bayramiydi, cakismasin dedik. Malum cocuklar pek bir yogun oluyorlar o gun, kostum giy, yuruyuse katil, kapi kapi dolas seker topla…Lara kostum giymeyi kesinlikle reddedip ne zaman konusu acilsa ‘kostum nok’ dedigi icin hic umitli degildik birsey giyeceginden. Ama ben yine de olur a diye bir ugurbocegi kostumu almistim. Gecen yil da ugurbocegi olmustu aslinda ama bulabildigim en az atraksiyonlu ve kostum degilmis gibi sunabilecegimiz bi onu buldum. Oglen sitede yuruyus olacakti, aa monta bak ne guzel diye diye onun 'nooo mavi mont istiyom' itirazlarini duymazdan gelip bir sekilde hatunu kapi onunde giydirdigimiz gibi kendimizi yuruyus alanina attik. Diger cocuklarin giydiklerine bakarken ustundekini unuttu neyse.

Ilk giden bizdik ama sonra bayagi kalabalik oldu. Bizim pek cekingen, yabancilarin cok yakininda olmaktan hic hoslanmayan kede parade boyunca kucagimdan inmedi. Ben de yaprak olsaymisim keske, yapraga konmus ugurbocegi olurdu diye eglendik kendi aramizda. Bi ara prenses olan Selinle fotograflarini cekebildik o kadar, sonra hemen kucagima geldi yine, ciddiyetini hic bozmadi. Parade sonrasi sabahtan beri bagel diyip durdugumuz icin bagel sayiklayan Lara’ya gidip bagel aldik, yuzunun gulleri o zaman acti:)

Aksamustu Eminelere gittik, tayfanin cogu da ordaydi. Lara ilk basta yine bana yapisik otursa da sadece cocuklarin oldugu ust kata cikinca daha merdivenlerde atti kendini yere ve Alp'in oyuncaklari icinde kendinden gecti. Yemek olarak da borek ve tatli pay yiyince ooh keyfine diyecek yoktu. Gidip Mine'nin kucagina bile oturdu ki sik gormedigi birinin birak kucagini o kadar yakinina yaklasmasi pek ender gorulen birsey. Aksam 9’a dogru artik gitmemiz lazim, uyku zamani derken ‘gene gelelim simdi gelelim’ diyip duruyordu.

Bunu anlatmam lazim. Kede benimle yemek yediginde sebze yemeyi kesinlikle reddediyor. Annemle olunca yiyor. Ama ben ortalardaysam baska birinin ona yemek yedirmesine de izin vermiyor. Oyle olunca ben de haftasonlari o ogle uykusundan uyanmadan ortadan kayboluyorum ki kalkinca annem sebzesini yedirebilsin. Benim icin ise gitti, sut almaya gitti falan diyorlar, ben de o arada asagida takilip onun isi bitince disaridan geliyormus gibi gorunmeye ozen gostererek giriyorum sahneye. Dun yine ayni sey tekrarlanirken anne nerde diye sormus bizimkiler Lara yemek yerken. Ise gitti’yi duymayi beklerken anne asagida, yemegim bitince gelecek demis bizimki hic istifini bozmadan:)))) Maymuna bak sen. Biliyormus meger de caktirmiyormus. Heh. Biz de kandirdigimizi saniyorduk. Sucustu yakalanmis gibi hissettim valla. Suya goturup susuz getirecek bizi bu:)

Cuma, Ekim 16, 2009

Bisey Odu

Gece olmus, yatma zamani. Kede uyusun diye ben de yaninda yatiyorum (cogu zaman ondan once ben uyuyorum ama neyse simdi girmeyelim oraya:)). Hatunun uyumaya niyeti yok, bingo sarkisi soyluyor yatigi yerden keyifli keyifli. Derken oldukca sesli gaz cikariyor kede. Sarkiyi kesip oturuyor hemen. Gozler kocaman acilmis saskin saskin bakiyor etrafa. "Bisey odu" diyor. Gulmekten cevap veremiyorum bir sure. Sonra gaz cikardin diyorum. Karnini gosteriyorum, yedigi mamalarin bazen orada gaz yaptigini soyluyorum, ikna oluyor. "Gas cikmis" diyip yatiyor yeniden, ekliyor sonra "Sesi var kendi yok".

Hala guluyorum:))

Cuma, Ekim 02, 2009

Varan Bir

Eveeet Lara yuvaya baslayali yaklasik 3 hafta oldu ve elimizde su anda yuksek ates, burun akintisi, hayir duzeltiyorum tikanikligi (aksa daha iyi tabi, sivi hali kati halinden daha cekilebilir oluyor bu meretin, bas agrisi yapmiyor en azindan), hafif oksuruk ve bolca mizmizlik sahibi bir kede var. Bu tam bir haftadir boyle. Ilk gunler nerdeyse 6 saatte bir ates dusurucu veriyorduk, 3 gun sonra gunde bir kez yetmeye basladi diye seviniyorduk ki dun resmen basa geri donduk, surekli yukseldi atesi. Soguk alginligi diyor doktor, yapacak birsey yok, atesini kontrol altinda tutup gecmesini bekleyecegiz.

Istah sifir tabi hatunda, normalde bir ogunde yedigi miktari tum gunde zor yediriyoruz bir haftadir. O da yesin de ne yerse yesine dondu. Gecen gun yarim bardak su karsiligi biskuvi bile teklif ettim. Suyu istemedigi icin agladi. Yuzu kuculdu resmen. Dogru duzgun sivi almadigi icin bezler de kuru. Dehydrate olacak veya burun tikanikligi kulak enfeksiyonuna cevirecek diye endiseleniyorum bazen, olmaz umarim. Burnu gece iyice tikaniyor, uyuyamiyor dogru duzgun. Bir horluyor ki o burun yuzunden oyle boyle degil. Aglayarak uyaniyor uyuyamiyor sonra da. Burnunu actirmaya da yanasmadigi icin zor oluyor acma calismalari, cok da basarili olamiyor o avaz avaz aglarken. Dun gece bir ara aglamakli burnunu gosterip ‘gelmesin’ dedi (burnum tikanmasin oluyor Laraca).

Oksurunce bogazi agridigi icin eliyle agzini kapatip oksurmemeye calisiyor. Allahtan oksurugu cok degil. Ihlamur, bitki cayi vs denedim tabi ki icmedi. Balli sutten hic hoslanmadi, onu da icmiyor.

Yarin gene gidecegiz doktora. Lara gitmek istemiyor elbette. Ates ve hastalikla ilgili birsey soyledigimizde hemen doktora gitme diyor. Gecen haftasonu grip asisi yaptiracaktik guya kedeye, bu hastalik cikinca kaldi, bu hafta diyordum ama atesi hala var. Gelecek hafta insallah. Daha once hep korunakli ev ortaminda buyudugu icin hic boyle uzun sureli hasta olmamisti tabi.

Ates dusurucuyu bu kadar sik kullaniyor olmaktan hic memnun degilim, umarim atesi cikmaz artik. Davranislarindan anlasiliyor atesin cikip indigi, mizmizligi da ayni oranda artip azaliyor. Okula gitmedigi icin memnun ama bayildi bir anda evin icine kapanmis olmaktan. Disari cikmak istiyor, hava da sogudu birden aksi gibi, daha kotu olmasin diye cikamiyoruz. Daha oyle elisi projeleri, aktiviteler falan gibi seylere ilgisi olmadigindan oyalamak zor oluyor mizmizken. Resim yapmasi bile en fazla 1 dakika. Yarin sabah atesi olmazsa doktor oncesi kahvalti edelim bir yerde istiyorum, hosuna gider kedenin. Bakalim.

Iyice anneci oldu. Evde iki dakika gozunun onunden ayrilirsam agliyor. Dun ben isten gelmeden once yaklasik 50 dakika camin onunde aglamis ki hic yapmamisti boyle birsey.

Sagdan soldan duydugum ve okudugum kadariyla bu kis biraz boyle gececek. Okula basladiklari ilk yil cok hasta oluyormus bu modeller. Bari bagisiklik kazansa da bir ise yarasa cektigi bu sikintilar boncugun.

Perşembe, Ekim 01, 2009

Green Kart Loto Basvurulari

Bezen hanim'dan gelen bilgiye gore, ABD icin Green Kart loto (DV - 2011) basvurulari bugun basliyor ve 30 Kasim'a kadar surecekmis. Bekleyenlere duyurulur.

http://www.dvlottery.state.gov sitesinden yarin itibariyle basvurularin baslayacagini soyluyor. Basvuru icin gereken her turlu bilgi su linkte var. Cok basit bir is, kendiniz hakkinda 15 tane soruya cevap veriyorsunuz ve belirtilen sekilde cekilmis bir fotografinizi upload ediyorsunuz. Kimseye gidip para kaptirmayin, gidip basvurunuzu yapin siteden.  Bol sans.

Pazar, Eylül 20, 2009

Okul Yolu Zor Olur

Ne zormus bu yuvaya basla(t)ma isi yaw. Kede gozume bakip okula gitme okula gitme diye agladikca pek bi suclu hissediyorum kendimi. Sabahlari direniyormus bayagi, bolca mizmizlik/aglama cabasi. Ustumu degisme, bezimi degisme falan diye. Kahvaltisini da dogru duzgun etmiyormus okula gitme diyip durmaktan. Aksamustu ayni sekilde mutsuz.

Ilk Cumartesi sabahi uzunca bir sure pijamasini cikarttirmadi okul nok diyerek. Ustunu degisince okula gidecegini dusunuyor cocukcagiz haliyle. Attaya gidecegiz, bak parka gidiyoruz demek de para etmedi. Okula gitme diye aglamaktan baska birseyi duymuyordu. Iki lafinin biri okula gitme idi gun boyu.

Birakirken ve alirken aglayacagini biliyorduk, hazirlikliydik ama ben evdeki kisma hic hazir degildim. Herseye mizmizlaniyor, uykusu bile etkilendi. Gecede 2-3 kere aglayarak uyaniyor, bazen yataktan da iniyor, cagirinca daha beter oldugu icin bekliyoruz geri gelsin diye. Evde oldugumda yanimdan hic ayrilmiyor artik. Yerde buldugu seyleri agzina almaktan uzun zaman once vazgecmisti, yeniden basladi. Ne bulursa agzina sokuyor. Elinden almam, bak eve gideriz falan demem de fayda etmiyor, hic istifini bozmadan baska bir seyi alip agzina sokuyor. Hadi eve gidiyoruz o zaman diyince de eve gidelim diyor, agzindakini vermeyi reddediyor.

Gecen haftasonu hayvanat bahcesine gittik, yerde buldugu bir kabugu agzina atip cignemeye basladi. Zorla aldim agzindan, biraz sertce 'hani agzimiza almiyorduk artik, nerden cikti bu simdi' dedim. Cevap: (aldigi yeri gostererek) 'budan cikti' :))

...Ben postu gonderemeden bir hafta gecti gene. Biraktigim yerde gonderecegim bundan sonra, varsin yarim olsun. Su bir haftada pek bir ilerleme kaydettigimiz soylenemez. Hala istemiyor okula gitmeyi. Sabahlari aglama krizi kalmamis ama yine mizmizlanma, arada hafifce aglama, bolca okula gitme deme devam ediyor. Adil birakirken agliyor hala. Olur da aglamazsa onda da boyun bukuk, omuzlar cokuk, kurbanlik koyun ifadesiyle bir gidisi varmis ki aglasa daha iyi diyor Adil, ici parcalaniyor adamcagizin. Aksamlari ben aliyoum, beni gordugu anda aglamaya basliyor. Bu hafta gun icinde de ara ara agladigini soylediler okulda.

Gunduz uykusu azaldi, evde uyudugunun yarisi kadar anca uyuyor orada. Yemesi eh iste. O alismadan ben hic alisamayacagim sanirim. Yaptiklari aktivite kagitlarini pek ovuyoruz, gururlaniyor o zaman ama hemen sonra kendine gelip okula gitme demeye basliyor.

Cuma, Eylül 04, 2009

Simdi okullu olduk

Tembellik gani, bekledim Bezen hanim yazsin diye ama onun isi basindan askin; bense izin kullanaim dedim 1 haftadir yan gelip yatiyorum evde. Efenim, bu haftanin tarihteki yeri ve onemi sudur bizim icin: Lara hanim yuvaya basladi. Sali gunu 22.ayinin dolmasina bir gun kala yuvasi acildi. Bezen de iki gun izin aldi. Tuttuk goturduk yuvaya. Bir suru oyuncak; onlara bakmaya basladi; derken "hadi byee" diyince fisek gibi kostu annesinin bacagina sarildi.

Sonra ogretmeni kucagina aldi, bizimki saskin saskin kim bu diye ogretmene bakip aglamaya basladi tabii. Derken biz ciktik; uzatmayin demislerdi. Gun gecmek bilmedi tabii. 3 olunca gittik, kapida bekliyoruz. Ogretmenin kolundan tutmus; tipis tipis geldi bizimki; sonra Bezen'i gorunce aglayarak kostu kucagina atladi tabii. Cocuk anlamiyor tabii, bir daha ailesi gelmeyecek saniyormus.
Sonra parka goturduk; guzel guzel bildigi yerden anlattik: 'anne baba ise gidecek; Lara okula gidecek; aksam anne baba isten gelecek, Lara da okuldan gelecek' filan diye. Bizim ki tabii 'Nok, anne ise gitmeyecek, baba ise gitmeyecek, Lara okula gitmeyecek' diye guzelce agzimizin payini verdi.
Velhasil, 2. gun ayni senaryo. Bu sefer ben aldm kapidan, aglayarak bana kostu. 3. gun annesi ise gitti; cikista gozleri onu aradi. Ama 'ise gitmeyi ve isten gelmeyi' anliyor. Aksam, hadi 'anneyi karsilamaya gidelim' dedim. Her otobus gordugunde 'anne' diyor; annesinin otobusle geldigini bildigi icin.
Bugun Cuma, sabah yuzunu asti yuvanin merdivenininde ama ogretmeninin elini tuttu; kendisi cikti merdivenleri ve gitti iceriye. Giderken ne kadar 'bye bye' diye seslensemde normalde yaptigi gibi geri donup, el sallamiyor. Ben birakirken, bolca 'aksam baba Lara'yi alicak; parka gidicez...' filan diyorum; tekrar ediyor, herhalde inanmaya calisiyor o da kendince.

Velhasil durum boyle. Tabii sabahlari kahvaltisi; hazirlanmasi biraz uzun suruyor; bildiginden midir; iyice yavastan aliyor herseyi. Bakalim haftaya ben de ise baslayinca nasil olacak...

Cumartesi, Ağustos 29, 2009

Ted Kennedy'nin Ardindan...


Uzun uzun yazmak gelmiyor icimden su anda; arkasindan goz yasi doktugumu hatirladigim tek politikaci Ted Kennedy...

Not: Bu mesaji yanlislikla teknoloji bloguna koymusum; onun yeri burasi.

Cuma, Ağustos 28, 2009

Onda Bunda Sundadir

Disarida yine yagmur yagiyor tabi ki. Nerdeyse tum yaz oldugu uzere. Lara gibi soyleyeyim: gene gene. Tum haftasonu yagacakmis, yine kapali mekan aktivitesi bulacagiz yani. Gecen hafta Connecticut'daki akvaryuma gittik, gayet guzel zaman gecirdik. Balkir ve Minalar da geldiler CT tayfasi olarak, iyi oldu. Cok sevdi kede, gene buvaya dedi cikarken. Cok eglenmisse yine gelelim mi'nin cevabi gene buvaya. O anda egleniyor gozukse de fazla hoslanmamissa cevap nok. Kitapci, Ikea, bagelci ve supermarket gene buvaya kategorisine girmeyi basaran yerler. Hayvanat bahcesine nok demisti mesela son gittigimizde. Yagmursuz ve/veya aninda ustumuze yapisan nem olmayan bir haftasonuna denk gelirsek insallah, bir daha gidecegiz bakalim bu sefer ne diyecek.

Haftasonlari artik benimle beraber geliyor bagel almaya. Cok seviyor orayi. Iceri girer girmez bir masaya oturmak istiyor, kahvalti ediyoruz ya oraya gidince:) Alip eve donelim diyince de itiraz etmiyor ama. Yumurtanin beyazini hic sevmiyor kede. Bagelcidaki omleti severek yiyor ama.

Bunu firsat bilip omlet yapayim dedim ben de. Hatta Larayi da dahil ettim olaya, hani kendi hazirlayinca belki daha severek yer diye. Henuz islemiyor o taktik, erken galiba. Hadi omlet yapicaz diyince pek bir heyecanlaniyor, kosarak geliyor. Yumurtayi cirpma gorevi onun. Sozde tabi. Yumurta kutusunu yeterince hizli kaldiramissam icinden bir yumurta aliniyor, tabi ki kiriliyor, icinden akanlara ve kabuk parcalarina saskinlikla bakilip bir tane daha isteniyor, yok ya cevabini alinca ilgisini cirpiciya yoneltiyor. Cirpici yumurtaya giriyor, sonra oraya bulasan yumurta ele alinip inceleniyor, agiza goturulup tadina bakiliyor, derken yumurtanin icine el giriyor, biraz oyaniyor, elle tavaya ve tezgahin bilimum kosesine aktariliyor yumurta. O arada ben kurtarabildigimi cirpir tavaya aktariyorum. Ama tutturamadim bir turlu bagelci omletini. Benimkini yemiyor kede. Her hafta farkli bir sekilde deniyorum, henuz basariya ulasamadim. Azimliyim, bulacagim sevdigi omleti.

Havuzu 1-2 kere daha denedik, havuzdan korkuyor anladim ki. Ikinci denemede ustunu degistirmeye tesebbus bile etmedim evde, orada cevredekilere bakarken daha kolay giyer belki diye. Olmadi. Bagirdi cagirdi giymedi. Kenara oturup ayagini suya sokmaya ikna ettik en sonunda, hosuna gitti hatta girmeye de yeltendi birkac kez ama girmek icin bezini degismemiz lazim diyince nok diyip cekildi her seferinde. Ucuncu de bagirtilarina aldirmadan evde giydirdik, bir sekilde suya da soktuk. Once bana yapisik vaziyetteyken sonra rahatladi, kucagimda yuzdu falan, eve gitmek istemedi hatta ama tekrar gitmeyi kesinlikle reddediyor. O kadar ki, son sefer giderken yeni arabayla gitmistik (yuvaya basliyor kede haftaya. birimiz birakip digerimiz alacagimiz icin 2. araba sart oldu), o arabaya binmek istemedi sonraki bir hafta boyunca. Sonunda o binmemek icin aglarken bindirip bagelciya kahvaltiya goturduk onu, hani favori mekanlarindan birine gidelim de arabayi sevsin diye.

Simdi pek itiraz etmiyor binmeye ama her seferinde 'havuz nok' diyor binerken. Nasil asacagiz bu havuz korkusunu? Kendi haline birakirsam daha da artmaz mi, daha da bilincleniyor olacak sonucta. Gecen yaz bayila bayila gidiyordu, araya kis girdi havuzdan korkar oldu.

Pek dillendi, bicir bicir konusuyor, kelime haznesi de oldukca genis. Gecenlerde kitapcida onumuzden yuruyen 7-8 yaslarindaki cocuk icin once 'cocuk' dedi, biraz durdu 'padon cocuk diil kades (kardes)' dedi. Bakakaldim sen pardon mu dedin diye. Pek hosuna gitti oyle sasirmam, aksama kadar pardon diyip durdu sonrasinda.

Giyeceklerini kendi seciyor artik. Uyarilmistim bunun gelecegi konusunda ama 3 yas falan demislerdi bana, bu kadar erken beklemiyordum. Istemedigi bir seyi giydiremiyoruz. Lila rengi, askili bir elbise almistim giymiyor. Resim cekip cikaricam valla diyorum nok. Annem benim bebekligimden kalan 2-3 sey getirmisti, onlari giymeyi de reddetti. Birini gorunce aglayarak noook diye kacti hatta:) Siyahli beyazli askisiz boyundan baglamali mini bir elbiseydi halbuki, tamam begenmemis olabilir ama aglama tepkisi hakedecek kadar cirkin degildi canim. Elimde iki seyle gidiyorum artik yanina, birini begenmezse secenek sunayim diye. Ikisini de begenmiyor bazen, o zaman ya baska birsey buluyorum ya da digerleri kirli birini secmen lazim diye ittiriyorum, sonunda seciyor.

Aglayarak tepki verme demisken iki ornek vereyim de ben unutmayayim sonradan.

Buluttan nem kaptigi bir gun, dolabimi acmis benim askidaki kiyafetlerime bakiyor, yesil bir hirkayi cekistirerek:

- avi (mavi)
- o mavi degil hayatim yesil
- uvaaaaaa aviiiii uvaaaaaaa yesil noookkk

Banyoda basini yikacayagimiz ve bu yuzden durup durup agliyorken aglamayi biraktigi bir anda ilgisini cekmek icin yeni bir oyuncak uzatip:

- aa tatlim ordege bak kayiga binmis
- uvaaaaaa kaaaazzz uvaaaaaaaa (ordek degilmis o kazmis)

En zoru guldugunu gostermemeye calismak bu anlarda:)

Salı, Ağustos 18, 2009

Yazi Tekrarlayabilir Miyiz Lutfen...


...bunu saymak istemiyorum ben.

Cumartesi, Ağustos 15, 2009

Pasaport

Kedenin pasaport macerasini atlamisim. Bu aralar yaw soyle 3-5 gunlugune adalardan birine kacsak mi acep diye geciriyoruz aklimizdan. Havuza girmeyi reddeden Larayla deniz kenarina gitme hayalleri kurmak ne derece mantikli o da ayri tabi ama olsun. Ve fakat kedeye bir pasaport lazim. Tembelleigimizden erteleyip durdugumuz pasaport isini halledelim dedik gecenlerde Adil de ben de izinli ve evdeyken. Malum ikimizin de basvuru sirasinda orada olmasi gerekiyor. Gidecegimiz yer bagelcinin cok yakinininda ve Lara da bagelcida kahvalti etmeyi cok seviyor olunca sabah once kahvalti sonra pasaport diye yaptik plani.

Sabah biraz gec kaldik evden cikmakta, hatun mizmizlanmaya baslamisti artik aciktigi icin. Once onun ayakkabisini giydirdim, benimkileri giyerken elimden firlayip acik kapidan disari cikti. ‘Sakin inme merdivenlerden, dusersin’ cumlemi tamamlayamadan aglama sesi geldi. Bizimki yerde iki seksen yatiyor. Tabi ki dinlemeyip inmeye kalkmis yeri boylamis, 3 basamak allahtan. Sonuc: sag ust tarafi ve kasin hemen ustu berelenmis bir alin, kanli bir burun ustu. Banyoda biraz temizleyeyim dedim ama izin vermedi, hem sinirli hem ac. Doyunca temizleriz diyip kahvalti yolunu tuttuk. Caninin acisi gecmisti sanirim ki bagelcida keyfi yerindeydi, pek keyifle yapti kahvaltisini. Sonrasinda biraz izin verdi burnunun ustune mudahale etmeme, en azindan dezenfekte edebildik.

Sonra da pasaport basvurusu icin postaneye gittik. Pek facali bir fotosu oldu. Cocuklar icin bir sandalye koymuslar, onun ustunde durmasi lazim foto cekilebilmesi icin. Tabi ki reddetti bizimki, inmeye kalkti hemen. Bu birkac kere tekrarlaninca masanin diger tarafindaki gorevliler seferber oldu Laranin ilgisini cekmek icin. Neyse zar zor durdurduk sandalyenin ustunde, ben de egildim bacaklarindan tutuyorum kendini atmasin asagi diye, hatun kipir kipir tabi. Birkac basarisiz denemden sonra fotograf cekilebildi, herkes derin bir nefes aldi. Hemen cikip parka gittik.

Hani dustu cani acidi ya, biraz dikkat eder bundan sonra belki diye dusunuyor insan ama bu modeler icin gecerli degil bu teori. Ne oldugunu hatirliyor, nasil uf olmustu kafamiz merdivenden dusunce diyince oldugu yere oturup kafasini yere degdiriyor, bu odu diyor ama merdivenden inmeye gelince yine tutunmadan inmeye calisiyor. Tutunman lazim diyince de indikten sonra donup tutuyor merdiveni.

Çarşamba, Ağustos 12, 2009

Icguveysinden Hallice

Yagmursuz tam 2 gunumuz var bu hafta, daa ne isteriz :)

Çarşamba, Ağustos 05, 2009

Hava mi Diyorduk


Yazmiyorum su anda ne diyor oldugumu siz anlamissinizdir :)

Salı, Temmuz 28, 2009

Orda Neler Oluyor

Daha sik yaziyim diyorum, olmuyor boyle diyorum, sonra unutuyorum diyorum, e anlami kalmiyor artik olayin diyorum…ama olmuyor iste, araya binnn tane sey sokuyorum sira buna gelmiyor. Useniyorum yazmaya ben, olay budur.

En son panayir kurulacak yagmur yagmasa demisim. Yagmur sabahtan hem kabilenin bir kismiyla kahvaltiya gitmemize hem de oradan panayira ugramamiza izin verdi ama panayirda bi nane yoktu. Elmo balonu disinda heyecan verici hicbirsey bulamadik. Artik yorulmus olan kede de mizmizlik seviyesini artirmaya baslayinca eve zor attik kendimizi. Kahvalti iyiydi ama. Kede de bayagi iyi vakit gecirdi. Kahve kremasi minik kaplarda geliyordu, tum masanin bosalan kaplarini toplayinca bayagi oyuncak cikmis oldu ona.

Elmo ikinci favorimiz. Ilki Barney. Elmo’nun hemen ardinda Mickey Mouse var. Son birkac gundur bezini ama bak miki gelecek diye degistirebiliyoruz – bezlerin ustunde onun resmi var – huggies’i bu basarili seciminden dolayi kucaklamak istiyorum.

Madde madde yazayim bu sefer, bi ordan bi burden olacagi icin baska turlu yazilabilecek gibi degil zaten.

- Suya karsi ilgisizlik ve isteksizlik had safhada. Havuza gidelim’e cevabi hep nok. Henuz 1 kere goturebildik. Onda da swim diaperini giydirme mucadelemizi tum sokak duydu sanirim. Hatun tekmeler savurup ciglik cigliga aglarken en sonunda kapiya cikip o anda evin onunde oynamakta olan Batuya bakar da bagirmayi birakir diye dusunup disari yoneldik ama hic etkisi olmadi. Tutturdu giymeyecegim diye. E onsuz da havuza almiyorlar, buyuk olmanin verdigi avantaji kullanip iki kisi giydirdik cigiliklar arasinda. Bikiniyi giydirmeyi havuz kenarina biraktik ki orda hic itiraz etmedi. Saskinlikla havuza bakarken unuttu sanirim. Havuza giris de biraz olayli oldu, su soguk geldiginden sanirim agladi biraz istemedi once. Sonra hosuna gitti ama. Ciktiktan sonra daha diyip ikinci kez de girdi suya. Guneslenmekte olan 3 kizin yanina gidip onlerinde kipirdamadan durdu bir sure. Yabanci birilerinin yanina geldiginde oyle yapiyor. Basini yere egip hic kipirdamadan duruyor. Ona yaklasirlarsa agliyor. Yoksa oyle duruyor bir sure sonra kafasi hala one egikken bizi cagiriyor gelin beni alin diye. Kizlardan biri sarki soyledi bizimkine. Kafayi yerden kaldirmadan dinledi. Bitince bana donup gene dedi. Dedim bir daha istiyor. Kiza 3 sarki soylettik boyle boyle. Eve donunce anlata anlata bitiremedi kizlari ve kendisinin nasil yuzdugunu ama yine gidelim mi diyince cevap hep nok. Gecen yaz bayiliyordu halbuki, mayosunu gorunce heyecanla ayaklarini cirpiyordu.

Sadece o degil suyla oynamak da istemiyor. Bahceye su ve bilimum kap koyuyorum, azicik oynuyor birakip gidiyor sonra. Suyla oynayalim mi diyince de cevap nok. Minik bir sisme havuz aldim, bahcede doldururuz buyugune gitmek istemezse ona girer diye. Onun da yuzune bakmadi. Sisirip salonun ortasina koydum bakalim ne yapacak diye. Soyle bir bakti, bos havuzu kaldirip koseye goturdu, oraya birakti bir daha da yuzune bakmadi. Dolduralim mi Lara? Nok!

- Bagel seviyor, bayiliyor hatta. Her haftasonu gidip aliyoruz, bazen orda kahvalti ediyoruz, pek seviyor. Hep ayni yerden aliyoruz bagellari, cidden cok guzel yapiyorlar. Gecenlerde gozu dondu resmen bagel diye. Gabilya (oyle diyor) diye yikti ortaligi. O anda markette alisveris yapmakta olan Enginden istedik bir tane vazgeciremeyince. Zor bekledi o gelene kadar. Fakat bir lokma yedikten sonra ekmek dedi ve birakti bir kenara. Market bageli sonucta, bizim aldigimiz bagella alakasi yoktu tadinin, ekmek gibiydi cidden. Bacak kadar cocuk bile anliyor aradaki farki.

- Banyo isi zorlasmaya basladi. Yuzune su degdigi anda bitti diyip ayaga kalkiyor. Mumkun degil oturtamiyorsun ondan sonra. O yuzden tek basima banyo yaptirirken sacini yikayamiyorum. Ayaga kalkinca zaptetmesi cok zor, ayagi kayip dusecek diye korkuyorum, kipir kipir. Anca Adil varken yapabiliyorum onu. Adil de varsa, banyo diyince aglamaya basliyor. Biliyor ki o geliyorsa sac yikanacak, ciglik cigliga bir banyo oluyor sonuc. Biz bizeyken hadi dus alalim diyorum, dus esittir sac yok oluyor, nok diyor demesine ama geliyor yine de.

- 4 Temmuz kutlamalarinda havai fisekleri seyredelim dedik, istemedi kede. Iki gun oncesinden basladi havai fisekler. Hatta bir gecekini saniyoruz arka bahceden attilar, oyle bir gurultuluydu. Tam yatma hazirligindaydik o sirada biz. Lara cami actirtmadi bana, bakalim diyince kesinlikle karsi cikti. Ustelemedim ben de. Derken Adil geldi hadi bakalim diyip cami acti, ona itiraz etmedi, kucagimda geldi cama ve bakti. Ertesi gun daha uzaktan yine attilar, o kadar ses gelmiyordu bu sefer. Cami yine actirtmadi bana, Adil de yoktu bakamadik. Bana yapisip yatti yanimda bitene kadar, kalkmama izin vermedi. Asil havai fiseklerin oldugu aksam cami acik biraktim ozellikle ve basladigi sirada camdan bakiyorduk. Coook uzaktan tek tuk gorunuyordu ama sonuna kadar bakti. Bir ara arka bahceden maytap attilar, onlar birden gurultuyle yukselip patlayinca kendini yer atti, cok komikti ordaJ Sonra hemen kalkip cama yanima geldi yine. Hem korkuyor hem camdan ayrilamiyor. Sonrasinda gunlerce anlatti kendince. Simdi de ne zaman havai fisek desem buyk (buyuk) adam diyor.

Daha vardi ama unuttum iste. Bunu okuyunca Adil hatirlar belki onlari da yazarim.

Pazartesi, Temmuz 27, 2009

Yagmur Mu Diyorduk

Aglamak istiyorum...

Salı, Temmuz 21, 2009

Icimiz Disimiz Yagmur Bu Yaz


Bu nedir yaaa, nedir. Sabahtan beridir yagiyor bugun, karanlik bir hava var disarida. 30 Temmuz'a kadar boyle gosteriyor, sonrasini da su anda goremiyoruz zaten:(((